Büyükelçi Tanju Sümer'in 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Vesilesiyle Yayımladığı Mesaj
İsviçre Türk Toplumunun Değerli Mensupları,
Sevgili Gençler,
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması sürecinde milli mücadelemizin başlangıç noktasını teşkil eden 19 Mayıslar, milletimizin azim ve kararlılığı sayesinde en zor şartları hatta imkansızlıkları geride bırakarak mutlu, huzurlu, refah dolu bir geleceğe doğru yol almasını temsil etmektedir. 19 Mayıs 1919 günü başlayan milli mücadele döneminde atılan sağlam temeller üzerine inşa edilen Türkiye Cumhuriyeti, ekonomik, demokratik ve sosyal alanda ulaşmış olduğu seviyeyle bugün tüm dünyada takdirle takip edilen ve başarılarından ilham alınan bir ülke konumuna gelmiştir.
Tüm bu duygu ve düşüncelerle İsviçre’de yaşayan Türk Toplumunun siz değerli mensuplarının 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını içtenlikle kutluyorum. Milli bayramlarımız İsviçre’deki Türk toplumunun ülkemizle olan bağlarının daha da güçlenmesine imkan sağlamaktadır. İsviçre genelinde bu sene de farklı şehirlerde, çeşitli etkinliklerle kutlanacak 19 Mayıs’ın İsviçre’de yaşayan vatandaşlarımızı bir araya getirecek, sevinç ve mutluluklarımızı paylaşmaya imkan sağlayacak bir vesile olmasını diliyorum.
HJENNI - May 18 2012 ·
ANNELER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN
Dünyanın tüm annelerinin Anneler günü kutlu olsun
HJENNI - May 13 2012 ·
DERNEĞİMİZİN 2011 SENESİNE AİT YILLIK RAPORU
Yıllık raporumu sizlere sunmadan önce herkesi saygıyla selamlarım. Kuruluşumuzun 5
senesinde derneğimizin genel kurulu 4 cü defa toplanmıştır. Derneğimiz 16 Mayıs 2011
tarihinde toplantısında Hochdorf’da herkese açık İftar yemeği verme kararı
almıştır. Derneğimiz büyük bir destek veren üye hanımlarımız yemek yapmak isini hem
maddi hem manevi olarak üstlenmiştir. Amaç isviçre halkına İftar kültürünü tanıtmaktı.
Oldukça başarılı bu çalışmada tüm arkadaşlarımıza sizlerin nezrinde teşekkür ediyoruz.
Derneğimiz çatısı altında oluşan Folklor grubumuzu ne yazık ki öğrenci azlığı nedeni ile
kapatma kararı alarak folklor kasasındaki parayı Folklor kurs yöneticisine teslim ettik.
Derneğimizin kuruluş anından itibaren İsviçreli ve Türk arkadaşlarımızın arzusu olan
İstanbul gezisi hakkında çeşitli araştırmalar yapılmıştı. Bu konuda çok değerli arkadaşlar
büyük bir özen ile planlama yapıp bizlere fiyat listeleri hazırlamışlardır.
Bizler bu konuda bizlere en uygun fiyatları seçerek, üyelerimizi bu geziye davet ettik.
Özelikle tek amacımız olan az kişi ile oldukça samimi ve ülkemizi tanıtıcı bir gezi
yapabilmekti. Bu amaç doğrultusunda arzu edenlerden 21 kişilik bir grubu ilk etapta
geziye davet ettik. 31 Mayıs ta geziye katılmak isteyen kişileri toplantıya davet ettik ve
onlara gezi planımız ve konaklama hakkında bazı bilgiler verdik. 22 Ağustos’ta 2
ci yönetim kurulu toplantısında, tüm gezi planlarını karara bağladık.
Derneğimiz sekreteri Ursula ve ben bu kararı yaptığımız toplantı ile tüm geziye katılanlara
açıklayıcı bilgileri anlattık. Geziye 21 kişi katılmıştır. Bu konuda araştırma yapan ve
organizede bana yardımcı olan tüm dost ve arkadaşlarıma ayrıca Türkiye’de bu
konuda bizlere yardımcı olan herkese her şey için TEŞŞEKÜR EDERIZ…
4 Şubat 2012 tarihinde yönetim kurulu 4 defa toplanmıştır. Bu toplantının konusu son
zamanlarda Derneğimiz adını zedeleyici ve derneğimizin oluşturduğu güveni bozucu olaylar
hakkında bazı kararlar alarak bu konuyu Hitzkirch belediyesine bildirdik.
( Bundan sonra derneğimizin her türlü faaliyetlerini web sayfamızdan hem Türkçe hem de
Almanca yayınlayarak herkesi bilgilendirilecektir. Derneğin organizasyonlarından tek
sorumlu kişinin başkan olduğuna ve her türlü konuda direk başkan ile kontağa geçilmesi
konusunda Hitzkirch belediyesine bilgi vermeye karar verilmiştir. Başkanın ve başkan
yardımcısının adı ve telefon numarası ve E-Mail adresini aktüel hale getirilmiştir. Bundan
sonra kişilerin, Belediyelerin ve diğer kurumların bu tarihten sonraki yanlışlıklarından
kişilerin ve kurumların kendilerinin sorumlu olduğunu bilgisine karar verilmiş ve konu
Hitzkirch belediyesine bildirme kararını alınmıştır.)
Toplantımızın diğer konusu ise genel kurul hazırlıkları idi. Genel kurulun sonunda yemek
verilmesine karar verildi. Bu konuda özelikle Muhasebeden sorumlu arkadaşımıza da
gerekli onay verildi.
3 Marta Yönetim Kurulu 4 defa toplanmıştır. İsviçre’deki tüm derneklerin çatı
organizasyonu olan ITT’ nin çalışmaları amcaları hakkında Başkan olarak yönetim
kuruluna bilgi verdim. Ayrıca derneğimizde bu organizasyona üyedir.
ITT’ nin Genel Kurul toplantısında derneğimizi temsilen 25.3.2012 de Zürich deki
toplantıya katılma kararımı açıkladım. Daha sonra kısa olarak Genel kuruldaki kendi Yıllık
planlarımızı belirledik.
Derneğimizin yönetim kurulu olarak 2012 senesinde iki toplumun birlikte paylaşacağı iki
aktivite yapmaya karar verildi. Bunun en güzel örneğinin Spor olacağını düşündük.
(O yüzden derneğimiz de erkeklerden oluşan Futbol grubunu oluşturma kararını aldık)
(Bayanlarda ise su an araştırma aşamasında olan yüzme kursunu açma çalışmalarına
başladık)
Amacımız iki toplumun birbirleri ile daha da yakınlaşmasıdır.
Yemek Kursu bu sene düzenli olarak devam etmiştir. Bu dönemde 5 defa birlikte ( 10 Türk
bayanı, 6 İsviçreli bayanı ) yemek yapmışlardır. Halen 4 İsviçreli bayan arkadaşımız
bekleme listesindeler. Çünkü en fazla yerimiz 16 kişiliktir. Arkadaşlarımız tüm kurs boyunca
Almanca olarak hazırladıkları yemek listelerini kurs boyunca da Almanca konuşarak da bir
birbirleri ile yakın dayanışma içine girmişlerdir.
En son olarak kursumuzdaki İsviçreli hanımları Türkçe de öğrenme kararı almışlardır. Bu
kurslarda hanım arkadaşlarımız Türkiye ve İsviçre’ ye ait kendi kültürlerini tanıtan
yemekler yapma fırsatı bulmuşlardır.
Derneğimizin Oryantal dans kursu her Pazartesi aksam olacak şekilde devam etmektedir.
Bu kurslarda tamamı İsviçreli hanımlardan oluşmaktadır. Derneğimizin yıllık raporunu
okuduğunuz için teşekkür ederim. 24.Mart 2012
Başkan
Hürriyet Ayata Jenni
HJENNI - April 19 2012 ·
6-10 EKİM İSTANBUL GEZİSİ
Resimleri büyütmek için resmin üstüne tıklayabilirsiniz yön tuşları ile ileri geri harek ettirebilir resimleri sürükleyerek düzenleyebilirsiniz
HJENNI - April 13 2012 ·
GELENEKSEL TÜRK MUTFAĞI
Dünyanın sayılı mutfaklarından (çin, İtalyan, Fransız, Meksika) biri olan Türk mutfağı, Türkiye’nin ulusal mutfağıdır. Yöreden yöreye farklılaşan ürünleriyle Osmanlı mutfağının mirasçısı olan Türk mutfağı, balkan ve Ortadoğu mutfaklarını etkilemiş aynı zamanda bu mutfaklardan da etkilenmiştir. Beslenme biçimleri içinde bulunduğu kültürel coğrafi ekolojik ekonomik ve tarihsel sürece göre şekillenen türk mutfağında Selçuklu ve Osmanlı imparatorluğunun saraylarında gelişen yeni tatlar, bu kültürün zenginleşmesine önemli katkılar sağlamıştır. 81 ili kapsayan lezzet haritasına göre, Türkiye, 2 bin 205 çeşit yöresel yiyecek ve içecekten oluşan zengin mutfağa sahiptir. Türk mutfağında 291 çeşit yemek tatlı ve içecek ile en zengin mutfağa sahip olan ilimiz Gaziantep’tir.
Ulusal ve bölgesel kalkınma açısından bakıldığında türk mutfağının sağladığı avantajlar ekonomik bir fırsata dönüştürüldüğünde ulusal ve bölgesel anlamda önemli bir katma değer sağlayacağı gözden kaçırılmaması gereken bir gerçeklik olarak öne çıkmaktadır.
Türk mutfağı yörelere göre farklılıklar gösterir. Karadeniz mutfağı, Güneydoğu mutfağı, Orta Anadolu mutfağı gibi birçok yöreler kendilerine ait zengin bir yemek haznesine sahiptirler.
Türk mutfak kültürünü incelerken, Türklerin 10. ve 11. yüzyıllara dayanan Orta Asya geçmişinden günümüze uzanan derin bir tarihsel süreçle karşılaşırız. Göçebe mutfak kültüründen, Anadolu’ya, Selçuklu mirasından, Bizans Geleneğine, İran-Abbasi mutfak geleneğinin etkilerinden ve uzun Osmanlı geçmişine, ve bu geçmiş içinde cemaat mutfakları ile olan alışverişe bugün tanımladığımız Türk mutfağı yüzyıllar boyunca değişerek, zenginleşmiş ve olgunlaşmış büyük bir kültürel mirastır.
15. yüzyılda İstanbul’un fethi ile başlayan bir süreç içinde 19. yüzyıl sonlarına kadar gelişen Osmanlı Saray Mutfak Kültürü geleneğinde kuzu ve koyun etiyle hazırlanan kebap, yahni, külbastı, kızartma ve köfteler, pirinç pilavının envai çeşitleri, tahıl ve baklagillere dayanan et suyu ile pişirilmiş çorbalar, yaş ve kuru meyveler ile hazırlanmış hoşaf, şerbet, şurup, reçel, çevirmeler, börek çeşitleri, etli dolmalar, sebzeler ile hazırlanan bazı tencere yemekleri, tavuk ve balık ile hazırlanan kebap, yahni ve külbastılar,- helva çeşitleri, sütlü tatlılar, baklava, güllaç ve kadayıfları görürüz.
Yemekler her zaman sadeyağ yani tuzsuz tereyağı ile pişirilmektedir. Baharat kullanımı Ortaçağ Avrupa‘sında ya da Hint mutfağında olduğu kadar olmasa de oldukça yaygındır. Erken dönem Osmanlı Saray mutfağında kullanımı daha yaygın olan kuru ve yaş meyvelerin baharat olarak et ve pilavlarda kullanımı 19. yüzyıl mutfak geleneğinde azalmıştır.
Et çeşitleri içinde dana eti tercih edilmemekte mevsimi ise kuzu diğer zamanlarda ise koyun eti kullanılmaktadır yemeklerde. Tavuk ve piliç gibi kümes hayvanlarının yanı sıra güvercin, keklik, kaz, bıldırcın, ördek ve 18. yüzyıldan itibaren Amerika menşeli hindi saray mutfak geleneğinde zengin sofralara sunulan ayrıcalıklı tatlar arasındadır. Bazı araştırmacıların savunduklarının aksine balık Osmanlı Saray mutfağında Sultan ve çevresinin severek tükettiği lezzetlerin içinde yer almaktadır.
Domates ve domates salçası Osmanlı mutfak geleneğinde yoktur. Colombus’un Avrupa’ya kazandırdığı lezzetler içinde bugün Akdeniz mutfağı için çok önemli yere sahip olan domates Osmanlı mutfağına 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra girmiştir. Türk mutfağında sevilerek çok kullanılan domates ve domates salçası kullanımı 20. yüzyıl başlarında başlayan bir yeniliktir.
Tencere yemekleri geçmişte koruk, limon suyu, nar ekşisi, ve tabii ki soğan ve çeşitli baharatlar ile tatlandırılırdı. Saray mutfaklarında sıradan halkın tükettiği bulgur yerine pirinç, bal- pekmez yerine şeker, esmer ekmek ve yufka yerine beyaz mayalı ekmek çeşitleri tüketilirdi. Domates, fasulye, patates, hindi, kakao, mısır, bazı kabak çeşitleri Amerika kıtasının keşfinden sonra, yani 15. yüzyıldan sonra Osmanlı mutfağına girmiştir. Hemen değil 18. ve 19. yüzyıllarda.
19. yüzyılda batıya açılan Osmanlı Sarayı, mutfak kültüründe de Avrupa’dan etkilenmiştir. Önceleri sofra adabında yenilikler benimsenmeye başlamış, sini yerine masa, minder yerine sandalye, ortak kullanılan tabak yerine bireysel tabak ve beraberinde çatal, bıçak ve su takımları saray ve konaklarda yer almaya başlamış. Yemek odaları Sultan Abdülhamit döneminde yaygınlaşmaya başlamıştır. Avrupa kültürü Osmanlı Mutfağını da etkilemeye başlamıştır 1850’lerden sonra. Osmanlı sarayında başka bir yenilik olan 19. yüzyıl sonuna ait mönülerden gözlemlediğimiz kadarıyla Fransız yemekleri Türk yemekleri ile bir arada sunulmaya başlanmıştır bu dönemde. Eş zamanlı olarak Osmanlı yemek kitaplarında rozbif, biftek, omlet, alafranga gevrek, pate, garnitür, sos gibi Avrupa kökenli yemek tarifleri yayınlanmıştır. Alafranga tatlar zaman içinde Türk mutfak geleneğine eklemlenmiş çoğu zaman yeni bir biçimde yorumlanarak yemek tarifleri arasında bugün alıştığımız lezzet kalıpları içinde yer almıştır.
Son elli, altmış yıl klasik Türk mutfak geleneğinin yapısının değişimi üzerinde çok etkili olmuştur. Sanayi toplumunun gereklilikleri ve getirdikleri, beslenme biliminin ortaya çıkışı ve gelişimi tüm dünyada olduğu gibi klasik Osmanlı-Türk mutfak geleneğini de etkilemiştir. Örneğin geçmişte tercih edilen tereyağ ya da “sade yağ” yerini önce margarine daha sonraları zeytinyağı ve diğer sıvı yağlara terk etmiş; küçümsenen dana eti kuzu ve koyun etinin yerini almış; zenginliğin göstergesi beyaz ekmek yerini tercihen doğal köy ekmeklerine bırakmıştır.
ÇORBALAR
Çorba özellikle kış aylarında Türk mutfağının vazgeçilmez bir parçasıdır. Mercimek Çorbası, Ezogelin Çorbası, Yoğurt Çorbası ve Tarhana Çorbası en çok tercih edilen çorbalardır. Ancak Türk mutfağı bunların yanı sıra sayısız miktarda çorbalar içerir. Etler, Sebzeler ve baklagiller genellikle çorbaların ana malzemeleridir. Et suyu, un, yoğurt ve şehriye bu malzemeleri çorba haline getirmek için kullanılır.
İşkembe Çorbasının alkollü içkilerin neden olduğu baş ağrısına iyi geldiği inancı yaygındır. Özellikle şehirlerde yer alan işkembeci lokantaları geç saatlere kadar açık kalarak müşterilere işkembe çorbası servisi yaparlar.
Türk mutfağındaki et yemeklerinin çoğu kebaplar, köfteler ve sulu et yemekleri türündeki yemeklerdir. Türk mutfağında etler başlıca 4 değişik yöntemle hazırlanır:
- Odun veya kömür ateşi üzerinde Izgara yöntemi (Kebaplar, ızgara köfteler)
- Kızartma yöntemi (Kavurmalar, kızartma köfteler)
- Fırın yöntemi (Güveçler)
- Tencere yöntemi (tencere içinde kapalı olarak pişen et yemekleri)
Kebaplar, genellikle lokantalarda yenen ve ızgara yöntemiyle hazırlanan yemeklerdir. Kebaplar arasında döner kebap ve türevi İskender kebabı, Adana kebabı, Şiş kebabı, Urfa kebabı en sevilen kebaplar arasındadır.
Köfteler kıymanın, ekmek içi, soğan ve çeşitli baharatlarla yoğrularak pişirilmesi yoluyla yapılan yemeklerdir. Izgara, fırınlama, kızartma veya sulu yemek olarak yapılabilir. İnegöl Köftesi ve Sultanahmet Köftesi yurt çapında en çok sevilen köfteler arasındadır.
Sulu et yemekleri arasında Güveç, Kağıt Kebabı ve çeşitli Türlü ve Yahniler sayılabilir. Ayrıca Türk mutfağında çok sayıda balık, tavuk ve sakatat yemekleri mevcuttur.
Et yemeği çeşitleri:
Adana Kebabı, Ayvalı Tas Kebabı, Ayvalı Yahni, Bahçıvan Kebabı, Bitlis Köftesi, Buğu Kebabı, Ciğer Sarma, Ekşili Ufak Köfte, Elbasan Tavası, Harput Köftesi, Hasan Paşa Köftesi, Izgara Köfte, Kaburga Dolması, Kadınbudu Köfte, Kayseri Köftesi, Kağıt Kebabı, Koyun Kol Sarma, Kuzu Kapama, Orman Kebabı, Patates Köftesi, Patlıcanlı Kebap, Patlıcanlı Köfte, Sarmısaklı Köfte, Sıkma Köfte, Simit Kebabı (oruk), Sini Köftesi, Tas Kebabı, Terbiyeli Köfte, Terbiyeli Köfte Pirinçli, Yeşil Soğanlı Et, Yoğurtlu Bulgur Köftesi, Yoğurtlu Ufak Köfte, Yumru Köfte, Yuvarlama, Çöp Kebabı, İncik Yahnisi, İzmir Köfte, İçli Patates Köftesi, Şeftali Kebabı, Şiş Köfte, Şiş Kebabı, Tandır Kebabı
SEBZE YEMEKLERİ
Türk mutfağı sebze yemekleri açısından çok büyük bir çeşitliliğe sahip bir mutfaktır. Dolmalar ve sarmalar, etli sebze yemekleri, kızartma sebzeler ve zeytinyağlıların sayısız çeşitleri mevcuttur.
Dolmalar ve sarmalar hem etli hem de etsiz (Yalancı Dolma) olarak hazırlanabilirler. Etki dolmalar kıyma, pirinçi soğan ve domatez salçası içerirler. Yalancı dolmalar ise pirinç, soğan, kuş üzümü ve çam fıstığı kullanılarak yapılır. Lahana ve asma yaprağı sarmaları hazırlamak için kullanılır. Dolmalar için en çok kullanılan sebzeler biber, kabak, domates, patlıcan ve soğan gibi sebzelerdir.
Etli sebze yemekleri kıyma ve parça etin sebzelerin yanısıra pişirilmesi yoluyla hazırlanırlar. Etli fasulye, karnıyarık, patlıcan musakka, etli kabak, etli bezelye, etli türlü, etli mercimek ve nohut, etli ıspanak, lahana ve pırasa dahil çok sayıda yemek mevcuttur.
Birçok sebze kızartılarak ve ızgara yöntemiyle pişirilebilir. Patlıcan kızartma, kabak kızartma, biber, domates, havuç ve mücver çok sevilen kızartma çeşitleri arasındadır. Ayrıca zeytinyağlılar Türk mutfağında kendine has bir yer kaplar. Bu yemekler bazan daha ucuz olan diğer sebze yağlarıyla da hazırlanabildikleri halde zeytinyağlılar olarak bilinirler. Zeytinyağlı taze fasulye, fasulye pilaki, zeytinyağlı dolma, zeytinyağlı enginar ve bakla bu sınıfa giren yemekler arasındadır.
Türk mutfağındaki sebzeler arasında patlıcan çok özel bir önem taşır. Patlıcan sebze olarak dünyanın birçok ülkesinde yendiği halde çeşitlilik açısından Türk mutfağını dünyanın en çok patlıcan yemeğine sahip mutfak olarak saymak bir abartma sayılamaz. Türk mutfağında patlıcan dolma, kızartma, musakka, pilav, salata ve ızgara dahil sayısız patlıcan yemeği mevcuttur.
Lahmacun, pide ve börekler Türk mutfağının en sevilen hamur işleri arasındadır. Ayrıca pilav ve makarnalar da bu sınıfa katıldığında çok geniş bir çeşitlilik ortaya çıkar.
Lahmacun ve pideler genellikle lokantalarda fırınlama yöntemiyle hazırlanırlar. Bu yemeklerin çok sevilmesi nedeniyle bu konuda ihtisaslaşan lahmacun ve pide salonları ortaya çıkmıştır.
Börekler ise hem evde hem de lokantalarda hazırlanabilir. Çok sayıda çeşidi olan börekler Fırınlama veya kızartma yöntemleriyle hazırlabilirler. Gene börek konusunda ihtisaslaşmış börek salonları mevcuttur. Kıyma, peynir ve ıspanak en yaygın börek içleri arasındadır. Evlerde hazırlanan börek hazır yufka veya undan açılan yufka kullanılarak hazırlanır. Hazırlaması oldukça zahmetli olan Su böreği ise açılan yufkanın suda kaynatılmasından sonra kullanılmasını gerektiren bir börek türüdür.
Dünyanın her yerinde sevilen gazlı içecekler, bira ve meyve sularının yanısıra Türk mutfağının kendine has içecekleri de mevcuttur. Yoğurdun sulandırılmasıyla yapılan ayran tamamen Türkiye'ye özgü bir içecektir. Bunun dışında boza, şalgam suyu ve şerbet te Türkiye'nin kendine özgü soğuk içecekleri arasındadır.
Sıcak içecekler arasında Türk kahvesi ve Türk çayı özel bir yer kaplar. Türk kahvesi kabaca çekilmiş kahvenin cezve denilen uzun saplı kaplar içinde pişirilmesiyle hazırlanır. Dünya çapında ün kazanmış olan Türk kahvesi fincan denilen küçük bardaklar içinde servis edilir. Türk çayı günümüzde tercih edilme açısından kahvenin tahtına oturmuş bir sıcak içkidir. İki parça çaydanlık veya semaver kullanılarak toz çaydan hazırlanır. İnce belli çay bardaklarında servis edilir. Türk çayı da hazırlanma yöntemi nedeniyle dünya çapında bir ün kazanmıştır.
Alkollü içkiler arasında rakı Türk mutfağında en çok tercih edilen içkidir. Üzümden elde edilen alkolün anason tohumu ile iki veya üç kez damıtılmasından elde edilir. Türk mutfağının geçmişi çok eskilere dayanan tarihsel alkollü içkisidir. Rakının çok arkasında gelmesine karşılık bira ve şarap ta giderek yaygınlık kazanmaktadır. Yerli üzümler kullanarak hazırlanan Türk şarapları lezzet ve çeşitlilik açısından dünyada adlarını duyurmaya başlamıştır.
İçecek çeşitleri:
Kımız, Ayran, Kefir, Şalgam suyu, Gül Şurubu, Limonata, Salep, Türk Kahvesi, Mırra, Boza, Türk çayı, Pekmez, Şerbet, Nogay çayı
TATLILAR
Türk mutfağı tatlılar açısından çok zengin bir dünya mutfağıdır. Türk tatlıları çok geniş bir çeşitlilik gösterirler. Baklava, kadayıf, lokma gibi hamurlu tatlılar, muhallebi, keşkül, kazandibi gibi sütlü tatlılar, hoşaf ve kompostolar, revani, helva, aşure ve Kabak Tatlısı gibi tatlılar geniş bir yelpazeye sahiptirler.
Baklava Türk mutfağının en tanınmış tatlıları arasındadır. Çok ince açılmış yufkanın arasına fındık, ceviz veya antep fıstığı konarak pişirilmesinden sonra bir şerbetle tatlandırılması yoluyla hazırlanır. Tel kadayıf ise çok ince teller halinde satılan hamurla hazırlanır ve baklavanın içine benzer içlerle doldurularak fırında kızartıldıktan sonra şerbetle tatlandırılır.
Sütlü tatlılar sütün şekerle kaynatıldıktan sonra nişasta, pirinç veya pirinç unu ile katılaştırılması yoluyla hazırlanırlar. Kazandibi ise muhallebi gibi hazırlandıktan sonra elde edilen tatlının bir tepside kızartılarak karamelleştirilmesi sonucu elde edilen ilginç bir Türk tatlısıdır. Tavuk Göğsü de sütlü bir tatlıdır, söz edilen bu malzemelerin yanısıra ince bir şekilde didiklenen tavuk etinin göğüs kısmını da içerir.
Revani, İrmik helvası gibi bazı tatlıların yapımında irmik kullanılır. Türkiye'deki dinsel inançlar arasında özel bir yeri olan aşure buğday, kuru üzüm, fasulye ve nohut gibi birçok bitkisel malzemeler kullanılarak hazırlanan bir tatlıdır. Kabak tatlısı balkabağının şekerle pişirilmesi yoluyla hazırlanır. Sonbahar ve kış aylarında tercih edilen Türk mutfağına ait bir tatlıdır.
Tatlı çeşitleri:
Baklava, Tel kadayıf, Künefe, Ekmek kadayıfı, Tulumba tatlısı, Pekmez Helvası, Peynir Helvası, İrmik Helvası, Gaziler Helvası, Kağıt Helvası, Un helvası, Güllaç, Lokma, Pişmaniye, Kemal Paşa Tatlısı, Gebol, Sütlaç, Şekerpare, Aşure, Keşkül, Muhallebi, Kazandibi, Tavuk Göğsü, Sultan Tatlısı, Kabak Tatlısı, Armut Tatlısı, Ayva Tatlısı, Baba Tatlısı, Hoşmerim, Kalbura Bastı, Kayısı Dolması, Kaymaklı Elmasiye, Kar Helvası, Bici bici, Elma Kompostosu, Kayısı Hoşafı, Erik Hoşafı, Nevzine, Portakal Peltesi, Sarığı Burma, Revani, Vişne Hoşafı, Zerde, İncir Dolması, Lokum, Akide şekeri, Badem ezmesi, Şam tatlısı, Şıllık, Şöbiyet, Bülbül yuvası, Dilber dudağı
HJENNI - April 12 2012 ·
İSVİÇREDE AYRILIK
Aile içi şiddetli kavga henüz tek başına ortak ikamet edilen konuttan zorunlu ayrılmayı haklı kılmaz. Ama her halükarda fiziki güç kullanma ve psikolojik baskı tehdit, hastalık derecesinde kıskançlık ya da çeşitli uyuşturucu ve alkollü madde bağımlılıkları evi terk etmeyi yasal olarak haklı kılan nedenler arasında sayılabilir. Ayrıca kesin sabitleşmiş ayrılık isteği de evden ayrılmayı hukuken haklı kılan nedenler arasında sayılabilir.
Anlaşmalı veya Mahkeme Kararıyla Ayrılık
Ayrılık durumunda kimi tali noktalar (ikametgahın kime bırakılacağı, çocukları bakımi ve gözetimi, nafaka gibi) düzenlenmiş olmalıdır. Eğer karı ve koca bu tali noktalar üzerinde hemfikir iseler mahkeme kararına gerek kalmaksızın ayrı yaşayabilirler. Ancak taraflar bu konular üzerinde anlaşamazlarsa o durumda da ayrılık kararı mahkeme aracılığıyla verilir ve düzenlenir. Şimdi bu tali noktalara bir göz atalım.
Nafaka
Bir ayrılık durumunda nafaka ödenip ödenmeyeceği veyahut ne kadar nafaka ödeneceğinin belirlenmesi hususları her durumda olayın özellikleri ve kişilerin gelir durumları göz önüne alınarak incelendikten sonra karar verilebilecek konulardır. Karı koca kendi aralarında nafaka miktarı konusunda uzlaşma sağlayabilirler. Bir uzlaşma sağlanamaması durumunda bu konuda mahkeme yetkilidir. Nafaka yalnızca gelecekte talep edilebilecek bir tutarı değil aynı zamanda geriye dönük olarak geçen 1 yıllık süreye kadar olan zaman dilimi için de talep edilebilir. Temel olarak ekonomik anlamda durumu zayıf olan eş ayrılık durumunda şimdiye kadar olan yaşamını devam ettirecek kadar gelire sahip olamayacaksa nafaka talebine hakkı vardır.
Velayet, Koruma, Bakım, Gözetme ve Ziyaret Hakkı
Ayrılık durumunda kural olarak anne ve baba çocukların velayetini birlikte ellerinde tutarlar. Düzenlenmesi gereken durum kural olarak ayrılık sonrasında çocuğun kiminle birlikte oturacağının belirlenmesidir. Eğer şimdiye kadar ailede baba çalışmış ve anne de çocuğun bakım ve gözetimi ile ilgilenmişse kural olarak mahkemeler de aksine bir durum söz konusu değilse bu yönde tutum alırlar. Her kim ayrılık sonrası çocuğuyla birlikte yaşayamıyorsa, belirli kurallar çerçevesinde çocuğuyla kişisel ilişki kurmaya ve çocuğu ziyaret hakkı vardır. Bu çocuğun yaşına, psikolojik durumuna, ihtiyaçlarına ve karakterine bağlı olarak değişkenlikler arz eder. Ayrıca tarafların sağlık durumları ile oturulan mesafe ve ikamet durumu da başlıca önemli faktörlerdir.
Konut/İkametgah Durumu
Genellikle ayrılık durumunda eşlerden birisi evlilik birliği süresince birlikte oturulan ikametgahtan taşınır. Taraflar bu konuda uzlaşamazlarsa yine mahkeme tarafından birlikte oturulan evin kime daha iyi hizmet edeceği hususu göz önünde bulundurularak karar verilir. Evin sahibinin kim olduğu ya da kimin tarafından kiralandığı veyahut ta kimin kusurlu olduğu da bu konuda çok büyük bir rol oynamaz. Uygulamada genellikle bakım ve gözetim hakkı verilen eşe çocuklarında psikolojisi göz önünde tutularak şimdiye kadar birlikte oturulan ev tahsis edilir.
HJENNI - April 11 2012 ·
İŞSİZLİK SİGORTASINDA ÖZEL DURUMLAR
Boşanma'dan veya ayrılmadan sonra herhangi bir iş aramaya zorunlu mu bırakıldınız? Son çalıştığınız işin aynı zamanda ortaklarından birisi miydiniz? Yahut ta malulen (IV) emekliliğiniz bir şekilde elinizden mi alındı yada IV-dereceniz’mi düşürüldü? Bu bölümde sizlere işsizler için bu tür olağandışı durumlarda geçerli olan kuralları kısaca özetlemek istiyoruz.
Meslek Tamamlandıktan Sonraki İşsizlik
Her kim mesleği eğitimini başarı ile tamamlar ve ondan sonra işsiz kalır ise 400 günlük işsizlik sigortasından faydalanmaya hak kazanır. Günlük ücret tutarı (Taggeld) götürü meblag olarak hesaplanir, yani o meslegi yeni bitiren bir iscinin aldigi ücrete göre. Eger mesleği eğitim sirasinda alinan ücret daha yüksek idiyse, o halde o ücret baz alinir.
Her kim mesleği tamamladıktan sonra işsizlik bürosuna hemen müracaat etmeyip, en az bir ay süreyle baska iste çalışmış olup ve sonradan o isten ciktiktan sonra işsizlik bürosuna müracaat ederse o taktirde işsizlik maaşı hesaplanırken o iste son 6 ayda edinilen kazanç gözönünde tutulur.
Çocuğun Eğitim ve Bakımı İçin Mesleğe bir müddet Ara verilmesi
Her kim kendi çocuğunun bakım ve eğitimi için (10 yaşın altındaki çocuklar için geçerlidir) yapmış olduğu işe ara verirse o taktirde daha uzun bir kapsam süresinden (Rahmenfrist) yararlanabilir. Şöyle ki şu iki durum dikkatimizi çeker:
• Çocuğunuzun eğitimi ve bakımı için mesleğe ara verdiğiniz anda zaten işsizseniz, o halde kapsam süreniz 2 yıldan 4 yıla çıkacaktır. Ama her halükarda daha fazla işsizlik sigortası ödeneği alma ihtimali yoktur.
• Çocukların eğitim ve bakımlarının üstlenildiği dönem başında henüz işsiz değilseniz ve eğitim ve bakım döneminin sona ermesiyle birlikte işe başlamaya hazırsaniz 4 yıllık kapsam süresinden hak kazanırsınız. Yani son 2 yıl içerisinde değil de son 4 yıl içerisinde toplam 12 aylık hizmet sürenizin olması yetecekdir issizlik sigortasindan yararlanabilmek icin.
Ekonomik Zorunluluklar Nedeniyle İş Yaşamına Başlama
Eğer eşinizden ayrılmanız veya boşanmanız veyahut da eşinizin ölümü veya malul (sakat) hale gelmesi nedeniyle yeniden iş aramanız gerekiyorsa yasadaki mevcut işsizlik sigortasından yararlanabilmek için gerekli süreyi çalışmış olmanız şartı aranmaz. Yani daha evvel çalışmıyor olmanıza rağmen işsizlik sigortasından yararlanma hakkınız mevcuttur. Ancak işsizlik sigortasından faydalanabilmek için yukarıda sayılan olaylar geçmiş 1 yıl içerisinde meydana gelmiş olmalı ve olayin oldugu zaman ikametgahınızın İsviçre’de bulunmalıdır. Bu durum malulen emeklilik durumunun sona ermesi yada kisilmasi veyahut yasadaki benzeri durumlara sahip olmanız durumundada geçerlidir.
“İşveren” Çalışanlar
Kendi Anonim (AG) veyahut Limited Şirketinizde mi (GmbH) işçi olarak çalışmaktasınız? Yönetim Kurulunda mı görevli veyahut Firma Yöneticisi olarak mı çalışıyorsunuz? Bu durumda sizin için işsizlik sigortasından yararlanma isteminde çok sıkı kısıtılamalar ve koşullar söz konusudur. Şirketin karar verme mercilerinde yetkili birisiyseniz veya hisse yahut ortaklık sahibi iseniz ve şirketin durumu ile ilgili karar alma yetkilerinde sahip iseniz veyahut eşiniz sahipse bu durumda işsizlik sigortası talep etme hakkınız bulunmamaktadır.
Kural olarak işinizi kaybetmeniz ve yasadaki koşulların gereklerini tamamlıyor olmanız durumunda işsizlik sigortasına hak kazanırsınız. Tek koşul ise her halükarda şirket ile ilgili işinizi tamamen bırakmanız yani Anonim veyahut Limited şirketi satmanız yahut çözmeniz ya da yönetim kurulundaki görevinizden ayrılmanız vs durumlarında mümkündür. Ölçü ise şirket kayıtlarının veya yönetim kurulu üyeliğinin ticaret sicil kaydından silinmesidir. Ticaret sicil kaydından silinene kadar işsizlik sigortasından faydalanma hakki bulunmamaktadır.
Serbest Meslek Sonrası İşsizlik
Kural olarak kendi işinizi yapıyor olduğunuz esnada herhangi bir şekilde işsizlik sigortası güvencesi altında bulunmadığınız gibi, işsizlik sigortası ödeme yükümlülüğünüz bulunmamaktadır. Eğer daha evvel başka bir işyerinde çalışiyor idiyseniz ve daha sonra çok kısa bir süreliğine serbest meslek ile uğraşmış iseniz, bu durumda uzatılmış kapsam süresinden faydalanma imkanınız doğabilmektedir.
Bu uygulamada iki şekilde karşımıza çıkmaktadır:
• Çalışıyor olduğunuz işyerinden ilişkiniz kesildikten yani işsiz kaldıktan sonra Bölgesel İşsizlik Kurumuna (RAV) müracaat ettiniz ve daha sonra serbest meslek ile uğraşmaya karar verdiniz. Şimdi bu durumda diyelim ki tekrar serbest meslek ile uğraşmaktan vazgeçtiniz veyahut çok kısa süre uğraştınız ve bıraktınız. Öncelikle tekrar Bölgesel İşsizlik Kurumuna (RAV) müracaat ederek kaydınızı yaptırmanız gerekecektir. Daha evvel gecerli olan son 2 yillik kapsam süresi 4 yıl kapsam süresi olarak uzatılır. Bu süre dilimi içerisinde geri kalan işsizlik sigortası gelirini elde etmeye hak kazanırsınız.
Herhangi bir şekilde Bölgesel İşsizlik Kurumuna (RAV) müracaat etmeden önceki issizlik statünüzden serbest meslek yaşamına geçtiniz ancak çok kısa süre sonra tekrar serbest meslek ile uğraşmayı bıraktınız. Bu durumda tekrar işsizlik sigortasından faydalanma hakkiniz, son isci olarak calismisliginiz sürenin 3 yıli gecmemis olması kaydına bağlıdır. Bu durumda işsizlik sigortasından yararlanmak icin kapsam süreniz serbest meslek icrasi süresi baz alinarak, azami 2 yıl süre ile uzatılır.
HJENNI - April 11 2012 ·
YURT DIŞINDA ARABA KULLANMA YASAĞI
Yurt Dışında Araç Kullanma Yasağı ve İsviçre'de Uygulanması
Otomobiliniz ile İzne giderken İsviçre sınırları dışında yolda hız sınırlarını aştınız veya Türkiyede alkollü olarak araç kullandınız ve polis belirli süre araç kullanmanızı yasakladı. Daha sonraki hukuki süreçler nasıl işleyecek? İsviçre makamlarının ehliyetinize dair aynı uygulamaları yapmaya hakları var mıdır?
Öncelikle her iki sorun birbiriyle bağlantılı olduğu için durumu İsviçre yasaları bakımından incelemeye başlayalım. Ceza yasaları bakımından ehliyet sahibi hakkında trafik kurallarının ihlal edilmesi dolayısıyla ceza verilmesi sonrası İdari Makamlar (olayımızda İsviçrede bu idari makam yerel 'Strassenverkehrsamt'tır) ayrıca araç kullanma yasağı alınıp alınmaması gerektiği konusunda yetkilidirler.
Her kim İsviçre dışında bir trafik kuralının ihlaline neden olur ve bu ihlal hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektiren bir durum oluşturur ve aynı zamanda da ihlalin meydana geldiği ülkede cezalandırılması gereken bir suç teşkil ederse, yetkili ülke makamları kişinin oturumunun ve ikametgahının İsviçrede olması kaydıyla adli yardım suretiyle İsviçrede cezalandırılmasını talep edebilirler (Karayolları Trafik Yasası (SVG) 101. Madde 1. Paragraf). İsviçrede yapılacak yargılamada hakim İsviçre Yasalarını kullanır. Ancak trafik ihlalinin yapıldığı ülkede işlenilen trafik suçu, o ülkede hürriyeti bağlayıcı cezayı gerektirmiyorsa o taktirde İsviçre hakimi de hürriyeti bağlayıcı cezalar veremez.
İsviçre makamları İsviçre dışında meydana gelen trafik kuralı ihlallerinden ancak bir kısmından haberdar olabilmektedir. Örneğin İsviçre 3 Haziran 1976 tarihli anlaşmayı (SR. 0.741.16) imzalamış ve aynı anlaşmayı imzalayan kendi sınırlarında bulunan Liechtenstein ve İtalya ile bu tür bir ikili ilişkiye girmiştir. Her iki ülkenin İsviçre sürücü belgesi bulunan kişilerin ihlallerini bildirme yükümlülükleri mevcuttur.
İsviçre Karayolları Trafik Yasaları (SVG) madde 16 cbis uyarınca her kantonda bulunan trafikten sorumlu makamlar (Strassenverkehrsämter) sürücü ehliyetini, sürücünün;
a) İsviçre dışında başka bir ülkede araç kullanma yasağı kararı verilmişse ve
b) Yapılan trafik ihlalinin İsviçre yasaları uyarınca 'orta' veya 'ağır' bir ihlal olması durumunda sürücünün ehliyetini geçici veya kalıcı müddetle elinden alabilirler. Yani konudan bir şekilde haberdar olan İsviçre makamları bu yasa çerçevesinde harekete geçerek araç kullanma yasağının İsviçre içerisinde de uygulanmasını sağlayabilmektedir. Ancak ortada tek başına ülkeler arasındaki bu birliği sağlayacak somut bir anlaşmalar bütünü olmamakla birlikte gerek ihbar gerekse de ülkeler arası trafik ihlalinin niteliğine göre yine ülkelerarası adli yardımlaşma suretiyle konu gündeme gelmektedir. Kişi bu nedenle zaman zaman İsviçre dışındaki trafik ihlallerinden dolayı sürücü ehliyetlerini kaybedebilmektedirler. Bu konu ayrıca pratikte ülkelerin konuya yaklaşımları ile doğrudan bağlantılıdır. Zaman zaman ülkelerarası anlaşmalar gereği bildirim yükümlülüğü olmasına rağmen pratikte idari makamların ilgisizliği veyahut yakın ilgisi ile tam tersi durumlar oluşabilmektedir.
HJENNI - April 11 2012 ·
SENELİK İZİN / TATİL HAKKI
Yıllık izinlerimizi kullanacağımız şu günlerde sizleri çalışanların tatil hakları ve tatilde meydana gelebilecek iş sözleşmelerinin feshi (çıkış verilmesi) ve benzeri konularda sizlere kısaca bilgi vermeye gayret edelim.
Tüm çalışanlar yıllık en az maaşları ödenmek kaydıyla 4 haftalık senelik izin hakkına sahiptirler. 20 yaşına kadar olan gençler ise 5 hafta boyunca iş stresinden uzak kalarak tatil yapma hakkına sahiptirler. Uygulamada genellikle işverenler bu konuda özellikle uzun süreli çalışanları veyahut belirli bir yaştaki işçileri için tatil hakkını 4 haftanın üzerinde tutmaktadırlar. Yine birçok genel iş sözleşmesinde de tatil hakkı daha geniş tutulmaktadır. Ayrıca izin esnasındaki resmi tatil günleri (1 Ağustos, Paskalya ve yılbaşı tatilleri gibi..) kişinin tatil hakkına sayılamaz.
Çalışanların İzin/Tatil Hakkı Yasal Olarak Nasıl Düzenlenmiştir?
İsviçre Borçlar Kanunu uyarınca 20 yaşın üzerindeki çalışanların izin hakkı 20 iş günüdür. Bu 50 yasinin üzerindekiler icinde gecerlidir. Ancak bu durum birçok firma, kurum ve enstitü tarafından isteğe bağlı olarak kişilerin belirli bir yaşa veyahut belirli bir hizmet süresine ulaşmaları durumuna göre 5/6 veyahut daha uzun sürelerde izin hakkı tanınmaktadır. Yine birçok branştaki genel iş sözleşmeleri de benzeri özellikler göstermektedir. Borçlar Kanunundan kaynaklanan başkaca ek bir tatil veyahut izin hakkı mevcut değildir. O nedenle lütfen kendi sözleşmelerinizi ya da bağlı bulunduğunuz branştaki genel hizmet sözleşmelerini veyahut ta personel yönetmeliklerinizi dikkatlice okumanızı tavsiye ederiz. Eğer bu sözleşmelerde 5 veyahut 6 haftalık izin konularında herhangi bir madde yoksa o taktirde 4 hafta ile yetinmeniz gerekecektir. Her halükarda işveren ile bu konuda pazarlık yapma ihtimali her zaman mevcuttur.
İzin/Tatil Hakkı Zamanı
İzin zamanını kural olarak işveren belirler. Ancak genellikle işverenlerin mümkün olduğu ölçüde çalışanların isteklerini de göz önünde bulundurmaları gerekir. Ancak kural olarak o yıla ait izinlerin o iş yılı içerisinde verilmesi gerekir. Ancak bu izin hakkının belirli bir zamana kadar alınmaması durumunda izin hakkının kaybedileceği anlamına gelmez. Çünkü izin hakkında yasal olarak 5 yıllık bir zamanaşımı süresi mevcuttur.
Yıllık izin taleplerinin, işveren tarafından doğru dürüst bir planlama yapılabilmesi için isci tarafindan en az 2/3 ay önceden bildirilmesi gereklidir. Yillik izin hakkinin en az 2 haftalik süresi beraber alinmasi sarttir. İşyerindeki yetkililerin işlerin kötü gidiyor veyahut o gün yeterli iş olmaması nedeniyle günlük olarak işçileri kısa süreli tatile göndermesi doğru değildir.
Çalışanın izin yapma tarihi önceden belirlendiyse işveren tarafından ancak zorunlu durumlarda (acil hallerde) ertelenebilir. Ancak bu durumda işveren bu ertelemeden kaynaklanan durumu tazmin etmek zorundadır. Örneğin aileniz için 2 haftalık tatil ayarladınız ve izniniz iptal edildi. Ayarlamış olduğunuz tatilin iptal bedeli işverence ödenmelidir.
Kendi başınıza işverenden onay almadan tatil kullanmanız işveren tarafından süre tanınmaksızın (fristlos) iş sözleşmenizin feshine neden olabilir.
Tatilden/İzinden Gecikerek Dönme
Ara sıra herhangi bir grev (Fransa’da oldukça sık karşılaşılan) veyahut doğa olayı nedeniyle (mesela İzlanda da ki yanardağ patlaması gibi) tatilinizden geç dönme ihtimaliniz mümkündür. Acaba bu durumlarda işveren işyerinize geç dönmenizden dolayı maaşınızdan kesinti yapabilir mi?
Hukuki durum bu konuda oldukça açıktır: İşveren işçinin maaşını ancak işçinin verimini etkileyen nedenlerin varlığı durumunda yani hastalık veyahut kaza hallerinde ödemekle yükümlüdür. İşçinin bunun dışındaki nedenlerle yani trafik, doğal felaketler, grev ve yoldaki tıkanıklıklar gibi dış etkenler ve doğa güçlerinden kaynaklanan nedenlerle işe dönememesi sebebiyle tatilin uzatılmasının yükü yasal olarak işçinin omuzlarındadır. Bu dönemdeki izin hakları ödenmez. İşçinin bu süreyi ek çalışarak kapatması veya maaş kesintisine geçilmesi seçeneklerinden birisini işverenle pazarlığı söz konusudur.
Ancak işçinin izin esnasında hastalanması veyahut kaza geçirmesi nedeniyle zamanında işe dönememesi durumunda hastalık ve kaza nedeniyle maaş ödenmeye devam edilir.
İzin/Tatil ve Maaş
İzin hakkı döneminde normal olarak işçi çalışmış olduğu dönemdeki maaşını ve ek yardımlarını alır. Düzensiz çalışma saatleri bulunan part time (unregelmässiger Teilzeitarbeit) çalışma durumlarında ise tatil bedeli çalışma saati maaşı (Stundenlohn) ile ödenebilmektedir. Tatil parasının gerek maaş kağıdında (Lohnabrechnung) her ay ödenerek gösterilmesi gerekse de iş sözleşmesinde düzenlenmiş olması gereklidir. 4 haftalık izin hakkının olması durumunda brüt aylık maaşın %8.3’ü , 5 haftalık izin hakkı durumunda ise yine brüt aylık maaşın %10.64’ünün izin bedeli olarak aylık ödenmesi gereklidir.
Düzensiz part time isciliginin disinda izin hakkı para verilerek ödenemez. Yanlızca iş sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle izin hakkının verilmesinin mümkün olmadığı durumlarda kalan izin hakkı maaşa ek olarak ödenir.
İşçinin tatil esnasında maaşlı olarak başkaca bir işte çalışması da işverenin işletmesine dair haklarının zedeleneceği gerekçesi ile yasaktır. Bu tür durumlarda işverenin öğrenmesi halinde işçinin tatil parasını ödememe hakki vardir.
İznin Kısaltılması
İşcinin uzun süreli calisamadigi durumlarda iscinin tatilin kısaltılması mümkündür. Şu 3 duruma bir göz atalım.
• İşçinin bu dönemdeki kendi hatası nedeniyle işte çalışılamayan her tam ay için iznin 12’de 1 oranında kısatılaır.
• İşçinin Kusuru olmaksızın (hastalık,kaza,askerlik ..vb): İlk ay herhangi bir kesinti yapılmaz. İkinci aydan itibaren çalışılmayan her bir ay için tatilin 12’de 1 oranında kısaltılır.
• hamilelik Nedeniyle calisamama: İlk 2 ay için herhangi bir kesinti söz konusu değildir. 3.aydan itibaren çalışılmayan her bir ay için tatil 1/12 oranında kısaltılır. Önemli: Hamilelik İzni Ödemesi (Mutterschaftentschädigung) esnasında bu kesintiler yapılamaz.
Ücretsiz İzin (Unbezahlter Urlaub)
Uzunca bir seyahat veyahut öğrenim nedeniyle işin kesintiye uğraması halinde hukuki durum nedir? Ne yazık ki bu tür durumlar için yasal olarak ücretsiz izin hakki söz konusu değildir. İşçilerin bu tür durumlarda işveren ile önceden görüşerek bu uzun süreli dinlenme veyahut öğrenim durumlarını ve isteklerini bildirmeleri gerekir. Ortaya çıkabilecek istenmeyen durumların önlenmesi için bu tür durumların yazılı olarak tesbit edilmesini tavsiye ederiz.
Ücretsiz izin, iş sözleşmesini devre dışı bırakır. İşveren ve işçi kendi yükümlülüklerinden arınmış durumdadır. Bu durumda çalışılmayan bu süre içerisinde işçi ve işverenin birbirine karşı yükümlülükleri yoktur. O nedenle bu döneme dair koruma amaçlı sigortaların yapılması gereklidir özellikle kaza sigortaları.
Genel olarak tatil/izin sırasında iş sözleşmesinin feshi (çıkış verilmesi) mümkündür. Fesih yalnızca feshin işçiye ulaştırılabilmesi halinde yürürlük kazanır. Bir mahkeme kararı uyarınca ise fesih süresi (Kündigungsfrist) tekrar işe başlanmasıyla baslar.
Tatil/İzin Esnasında İş Sözleşmesinin Sona Erdirilmesi (Çıkış Verilmesi)
Federal Mahkemenin 5 Nisan 2000 tarihinde vermiş olduğu bir karar uyarınca (4P.307/1999) tatil/izin esnasında iş sözleşmesinin feshi geçerlilik arz eder. Eğer işçi işverenin bilgisi dahilinde seyahata çıkmış ve feshi (Kündigung) alamayacak ise, fesih geçerliliğini işçinin seyahat dönüşümü ile etkisini gösterir.
HJENNI - April 11 2012 ·
İŞSİZLİK SİGORTASI
Ekonomik krizin ortasında İsviçre Parlamentosu İşsizlik sigortası yasaları (AVIG) üzerinde birtakım değişiklikler yapılması kararı aldı. İşsizlerin işsizlik sigortasına dair birtakım yasal haklarında yoğun kesintilere gidiliyor. Bundan etkilenen en önemli kesim ise özellikle yaşlı ve genç işsizleri kapsamaktadır. Bu nedenle sendikalar gerekli imzaları toplayarak Referanduma gidilmesini istiyor. Bu nedenle 2010 yılı Sonbahar döneminde bu konuda bir halk oylaması yapılacaktır. Bizde halk oylamasına gidilmeden evvel sizleri işsizlik sigortası yasasındaki durumu, genel hatlariyla göstermek istiyoruz.
Şu andaki Yasal Durum
İsviçrede her kim birilerine bağlı ve bağımlı olarak herhangi bir iş ile iştigal ediyorsa zorunlu olarak işsizlik sigortası ile sigortalıdır. Çalışanların işsiz kalması durumunda aşağıdaki koşulları taşımaları durumunda İşsizlik Sigortası Yardımı almaya hak kazanırlar.
• Her kim kendi başına bağımsız olarak serbest meslek icra etmiyorsa (Serbest meslek sahipleri sigortalı değillerdir),
• İşsizlik Yardımına başvuru yapıldığı andan itibaren son 2 yıl içerisinde en az 12 ay İşsizlik sigortası primi ödenmiş olmalıdır,
• İsviçrede ikamet etme koşulu vardır,
• Zorunlu okul döneminin tamamlanmış ve yaşlılık emekliliğine (AHV) hak kazanma yaşına erişilmemiş veyahut yaşlılık emekliliğinden (AHV)herhangi bir emeklilik maaaşı almıyor olmak,
• Bölgesel İşsizlik Sigortasına (RAV) bildirimle başvuruda bulunmuş olmak,
• İşsizlik süresi içerisinde çıkabilecek bir işte çalışmaya hazır ve elverişli olmak,
• İşsizlik yardımını almaniz icin Bölgesel İşsizlik Sigortası Kurumunun (RAV) yönerge ve direktifleri doğrultusunda hareket etmeniz ve issizlikten kurtulmak veya issizligi kisaltmak icin elinizden geleni yapmaniz gerekiyor.
Yukarıdaki koşulların yerine getirildigi takdirde işsizlik sigortasından alinacak para icin geçen 6 ay ile 1 yıllık süre içerisindeki ortalama gelir gözönüne alınır (Sigortalı Kazanç). Bu gelir ayda en az 500 CHF az olmamalıdır. Maksimum sigortalı gelir ise aylık 10’500.00 CHF’dir. Yani çalışanların işsizlik sigortasına temel teşkil eden sigortalı maaşları 500 CHF`den- 10’500.00 CHF`ye kadar olan kısımdır. Bu aşan kısım İşsizlik Sigortası kapsamında değildir. Gelir günlük kazanç olarak hesaplanır ve işgünü hesabına göre ödenir. İlk 5 gün bekleme süresidir ve bu zaman için para ödenmez. Kural olarak sigortalı, maaşının sigortalı olan kısmının %70’ini almaya hak kazanır. Çocuklarının bakım ve geçimlerini sağlamakla yükümlü işçiler, Maluller ve maaşlarının sigortalı kısmı 3'797.00 CHF’yi geçmeyen isciler maaşlarının %80’ini almaya hak kazanırlar.
İşsizlik Yardımından faydalanma süresi farklılıklar addetmekle birlikte azami 2 yıl sürelidir. Farklıklıklara bir göz atalım:
• Son iki yılda en az 12 ay çalışmış olmak kaydıyla 400 günlük gelir,
• Son iki yılda en az 18 ay çalışmış ve 55 yaşını geride bırakmış olmak kaydıyla 520 günlük gelir,
• Son iki yılda en az 18 ay çalışmış olmak ve bir maluliyet emekliliği veya SUVA’dan emeklilik veyahut bunlara başvuruda bulunmuş olupta henüz sonuçlanmamış yahut ümitsiz olması durumunda 520 günlük gelir,
• Emeklilik yaşına ulaşmaya 4 yıl kala işsizlik durumu meydana gelmişse 120 günlük ek gelir hakkına sahip olunur.
İsviçre’de bütün çalışanlar işsizliğe karşı (ALV) sigortalanmışlardır. Prim kesintisi maaşın % 2’sidir. Bunun yarısı işveren diğer yarısı çalışan tarafından finanse edilir.
Değişiklikler (Halk Oylamasında Kabul Edilmesi Durumunda)
Parlamentonun İşsizlik Sigortası ile ilgili yapmak istedigi değişiklikler birtakım kısıntıları beraberinde getirmektedir. Sadece İşsizlik sigortasından faydalanılan gün sayısında kıstlamaya gidilmekle kalınmamakta aynı zamanda İşsizlik yardımından faydalanmayı güçleştirisi (issizlik sigortasi prim yatirma süresini uzatarak) önlemler getirilmek isteniyor. En önemli değişikliklere bir göz atalım.
• İşsizlik Sigortasına müracaattan evvel 12 ay çalışılmış olma durumunda yasada şu anda 400 günlük gelir olan süre 260 gün gelir olarak kısaltılmak isteniyor. Yani 400 gün yerine 260 günlük gelire hak kazanacaklardır. 400 günlük gelir alabilmek icin yeni yasa ile işsizlik sigortasına müracaattan önce en az 18 ay çalışılmış ve işsizlik sigortası ödenmiş olması koşuluna bağlanmıştır,
• Azami 520 günlük gelire hak kazanma 55 yaşın üzerindekiler için işsizlik sigortası ödenme süresi asgari 24 aylık süreye bağlanmak isteniliyor ki bu süre şimdiki yasaya göre 6 ay daha uzundur. Aynı durum en az %40 malulen emekliler içinde geçerlidir,
• Getirilecek olan değişiklik ile çocukları olmayan ve yıllık geliri 60'000 Frank’tan başlayan çalışanların 10 ve 20 günlük bekleme süreleri olacaktır (Bu süre şu anda 5 gündür).
• 30 yaşın altında ve çocuk sahibi olmayanlar gelecekte kendilerine sunulan ve ancak kişinin tecrübelerine dayanmayan ve almış olduğu eğitime uygun olmayan işleri de kabul etmek zorundadırlar.
• 25 yaşın altında olan ve herhangi bir nafaka zorunluluğu bulunmayanlar bundan böyle yanlızca 200 günlük gelir talebinde bulunabileceklerdir. Bu süre ise şimdiye kadar olan sürenin yarısı kadardır. Öğrenciler, eğitim görenler ve diğerleri içinse bu durum 200 günden 90 güne indirilmiştir.
• Maaşlardan yapılacak prim kesintileri %2’den %2.2’ye çıkarılmış ve gelirleri yıllık 126'000 Frank ile 315'000 arasında olanlar için bir dayanışma kesinitisi öngörülmüştür.
Yapılan değişiklikler ile işsizlik sigortasından yararlanma koşulları ve süreleri son derece büyük kısıntılar ve kesintilere uğratılmak istenmektedir. Bahsedilen bu kesintiler ve kısıntılar ile şu anda iş piyasasında iş bulmakta zorlanan veyahut zor durumda olanların durumunu daha da zorlaştıracaktır. Bu nedenle kantonlarında işsizlik sigortası koşullarının zorlaşmasından kaynaklanan nedenlerle sosyal yardım bütçelerini artırmaları gerekecektir. İşsizler bu durumda yanlız işsizlik sigortası ile uğraşmakla kalmayıp aynı zamanda sosyal yardım almanın koşulları daha da zorlaştırılacağından dolayı birde bununla uğraşmak zorunda kalacaklardır. Yapılan değişiklikler yapıcı ve önlem alıcı nitelikte değil hakların kısıtlanması niteliğinde olduğundan oy kullanacak olanların bunun bilincinde davranmalarını tavsiye ederiz.